Bi arkadasim soylerdi " Kizim seni bi tasla basbasa birakalim, sen onunla bile sohbet eder kaynasirsin" diye. Eskiye nazaran biraz daha cekimser, mesafemi koruyan, gozlemci bi tavrim var yeni kurdugum iliskilerimde. Belki samimiyetine inandigim iliskilerin husrani, belkide insanlarin tahammul edemedigim iki yuzlulugu bu 'yogurdu ufleyerek yeme' tavrima sebep.
Bugun daha onceden bazilarini hic tanimadigim hanimlarla ayni ortamdaydim. Cok kiymetli bi ablam cocuklarin eglenebilecegi bi 'çocuk eglence merkezine' davet etmisti. "Merhaba ben Ayse, nasilsiniz?" kalipli cumleyi kullanarak her biriyle selamlasip opustum. Ki bana kalsa en guzel samimiyet gostergesi olan sarilma yetiyor. Nedense ozellikle biz Hollandali Turklerin en bariz uyum gostergesi olan Hollandalilarin 3 kere opusme olayini fena halde ozumsemisiz. 3 kere opusup, uzerine birde sarilabiliyoruz.Daha gectigimiz kis 'domuz gribi'olarak un yapmis h1n1 virusu'nun korkusu ile insanlar birakin opusmek, el dahi vermiyorduk birbirimize.
Ne kadar on yargili olmanin kotu bir yargi bicimi oldugunu kabul etsekte, bir baskasinin hakkindaki ilk intibamiz, ister istemez o kisiye yaklasimimizi etkiliyor. Bugun esasen oglumun pesinde kosturup, onunla birlikte hoplayip ziplamaktan, pek vakit ayiramadim hanimlarla olan sohbetime. Mutevazi, cocuklarina duskun, ancak kendilerini ihmal etmeyen hanim profilleri vardi karsimda.
3'unun yeri bende biraz farkliydi. Menekse, Dondu ve Zuhal ablam. Cogu kisi bilmez ama, gecen sene yasadigim sehirde bir vakiftan bana bir rica geldi, kiz cocuklarina dini icerikli sohbet verip veremeyecegim konusunda. Sohbet vermek icin cok dogru bir insan olmadigimi dusundum. Evet ogretmenim, amenna, ama hayatimda hic dini icerikli bir sohbet vermemistim. Tam manasiyla anlattiklarimla, ilmimle amel etmedikten sonra ne kadar samimi olabilirdim? Bana gore bir sozun tesiri, ancak kisinin o an soylerken ki samimiyetine bagli. Samimiyetsiz asla olmadim. Ama anlattiklarimla amel etmiyorsam, tesiri ne olabilirdi ki anlatacaklarimin?
.....
Abdülkadir Geylani hazretlerinin şu meşhur hikayesini hepiniz bilirsiniz.
Oğullarında safra rahatsızlığı olan bir aile ne kadar çocuğa balı yasaklasalar da bir türlü engel olamazlar ve en sonunda büyük mutasavvıf Abdülkadir Geylani hazretlerine götürmeye karar verirler. Devesine binen baba, çocuğunu yanına alarak Bağdat'ın yolunu tutar. Ve uzun yolculuktan sonra Bağdat'a varır. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna çıkarak meseleyi anlatır.
O büyük hazret:
- Çocuğu bana kırk gün sonra getirin, der.
Adam çocuğunu alır ve köyüne döner. Kırk gün sonra Bağdat'a Gavs-i Azamın beldesine tekrar gelir. Abdülkadir Geylani Hazretleri çocuğu karşısına alarak;
- "Evladım, sakın bir daha fazla miktarda bal yeme! Der. Sonra çocuğun babasına dönerek:
- "Al çocuğunu, götür köyüne" der. Bu işteki hikmeti anlamak isteyen baba
- Efendim, niçin ilk geldiğimizde bu tembihte bulunmadınız, hikmeti nedir diye sorar.
Abdülkadir Geylani Hazretleri şöyle buyurur;- O gün ben, kendim de bal yemiştim. Çocuğa "Bal yeme!" desem, sözümün tesiri olmazdı. Vücudumda balın tesiri oldukça yapacağım nasihatin bir faydası olmayacağından, senin kırk gün sonra gelmeni istedim. Ve denir ki çocuk derhal bal yemekten vazgeçer.
Oğullarında safra rahatsızlığı olan bir aile ne kadar çocuğa balı yasaklasalar da bir türlü engel olamazlar ve en sonunda büyük mutasavvıf Abdülkadir Geylani hazretlerine götürmeye karar verirler. Devesine binen baba, çocuğunu yanına alarak Bağdat'ın yolunu tutar. Ve uzun yolculuktan sonra Bağdat'a varır. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna çıkarak meseleyi anlatır.
O büyük hazret:
- Çocuğu bana kırk gün sonra getirin, der.
Adam çocuğunu alır ve köyüne döner. Kırk gün sonra Bağdat'a Gavs-i Azamın beldesine tekrar gelir. Abdülkadir Geylani Hazretleri çocuğu karşısına alarak;
- "Evladım, sakın bir daha fazla miktarda bal yeme! Der. Sonra çocuğun babasına dönerek:
- "Al çocuğunu, götür köyüne" der. Bu işteki hikmeti anlamak isteyen baba
- Efendim, niçin ilk geldiğimizde bu tembihte bulunmadınız, hikmeti nedir diye sorar.
Abdülkadir Geylani Hazretleri şöyle buyurur;- O gün ben, kendim de bal yemiştim. Çocuğa "Bal yeme!" desem, sözümün tesiri olmazdı. Vücudumda balın tesiri oldukça yapacağım nasihatin bir faydası olmayacağından, senin kırk gün sonra gelmeni istedim. Ve denir ki çocuk derhal bal yemekten vazgeçer.
Butun bu vesveseleri bi kenara birakip, belkide bu sohbetlerin bende farkli degisimlere vesile olabilecegini dusundum, ve her Cuma kendi evimde 9-16 yas araliginda ki kiz cocuklarina sohbetler vermeye basladim. Ilk basladigimiz gun 4, son sohbet gunumuzde 16 kisi vardi elhamdullilah. Simdilik ozel bazi slkintilar yuzunden ara verdim, ama en kisa zamanda geri baslayacagiz insallah.
Iste bu Menekse ve Dondu ablamin kizlari o sohbet grubunda ki kizlardan bazilari. Sohbetlere ara vermek zorunda kalmama su yorumu yaptilar "Biz cocuklarimizi camiye dahi gonderemiyoruz, baska hic kimseden sohbet dinlemek istemiyorlar, sadece sana getirebiliyoruz" dediler. Insanin hosuna gitmiyor degil, elbette guzel ovguler bunlar, ama inanin bazi zamanlar o kadar yetersiz hazirlanabiliyordum ki sohbetlere, icimden "Allahim sen yardim et, bu cocuklarin benden bir beklentisi var, sen yardimci ol ki burada toplanmamiz guzelliklere vesile olsun" diye dua ederdim. Rabbime binlerce sukur ki hep alnimizin aki ile bitirebildik sohbetlerimizi. O ovguleri ben degil, onlari benim anlatmama vesile olan yaradanim hak ediyor.
Zuhal ablam ise bende suan babasi'nin rahatsizligi sebebi ile Turkiye'de olan Esen ablamla bir nefeste andigim kiymetli bir ablam. Istanbul'a gitmistik onlarla, ve o an anladimki bu ablalarimin hayatimdaki yeri sonsuz. Allah onlardan razi olsun.
Bu kosusturmali gunun neticesinde eve geldigimizde acikmistik haliyle. Buzdolabini ve dipvrizi ayni anda actim. Alisveris zamani gelmis geciyordu bile. Buldugum bir porsiyonluk dondurulmus somon filetosu, cegrek pirasa, 1 avuc ispanak ve 5 dal brokoli ile muhtesem bir ziyafet cikardik ortaya. Nasil mi? Anlatayim;
1 tencereye cok az kelebekle fiyonk makarna koydum haslanmak uzre. Ote tarafta cok az sivi yagda henuz buzu cozulmemis olan somonu uzun uzun dogradim ve kavurdum, uzerine sirasiyla pirasa, iki kasik domates puresi, brokoli, ispanak, cok az kuru feslegen, tuz ve kirmizibiber baharatlarini ekledim. Makarna'nin haslama suyundan bir kepce koyarak kisik ateste biraktim. Makarna hasladiktan sonra diger malzemelere karistirdim ve muhtesem bir ziyafet bizi bekledi. Kolay kolay sebze tuketmeyen kisiler icin beyaz, yada pembe etli baliklarla yapilmis makarna inanin kabus olmaktan cikiyor.
Uzerinede onceki gunden kalma ayva tatlimi yedimi mi, degmeyin keyifme :))
Onuda soyle yapmistim. 3 ayvanin kabuklarini soydum, cekirdek yatagini cikardim ve 3 bardak seker, 1 paket vanilya sekeri, ayva'nin cekirdekleri, bi tutam nar cicegi ve 2 bardak suyla kaynamaya koydum. Basincli tencerede ayvalar yumsayana kadar pisirdim. Bilinen ayva tatlisina gida boyasi koyarlar, ben istemedim. Nar cicegi tam kirmizi yapmadiysada pembemsi bir renge donusturdu. Uzerine pasta kremasi ve ceviz koydum. Mayhos ama cok lezzetliydi. Kayinvalidemle beraber yemistik ilk yaptigim gun, ve o da cok begendigini soylemisti.
Ben butun bunlari yazarken oglum koltukta iyice uyku moduna girmis vaziyette, biran once hazirlayip yatirsam iyi olur. Ha unutmadan, blogumu takip eden arkadaslara tesekkur ediyorum, ve varsa yorumlari benimle paylasmalarini istiyorum, cunki ancak yorumlarinizla yazilarimi zenginlestirip, farketmedigim hatalarimi tekrar etmeme firsatini yakaliyorum. Muhabbetle kalin!
Aysecigim,
YanıtlaSilYazilarin guzel, takip ediyorum...Ama hic turkce harflerinide kullanmayi denedinmi? Okumasi daha rahat ve guzel olur, ayrica duzgun turkce olarak yazmis olursun.
Sayin adsiz:)
YanıtlaSilOncelikle tesekkur ediyorum begendiginiz icin. Beni taniyan biri misiniz bilmiyorum, ama Hollanda'da yasayip Turkce klavyem olmadigi icin bloglari once word'de symbol tuslar kullanarak yazmam, sonradan buraya kopyalamam gerekir eger duzgun Turkce ile yazmak istesem.Bende isterdim Turkce karakterler kullanmayi, ama malesef o sekilde cok daha mesakatli..
Saygilar..
Aysem,
YanıtlaSilYazilarin cok guzel surekli takipcinim ve devamini kesintisiz bekliyorum..Bir taraftan diyorum ya Ayse bunlari yazmakta niye bu kadar geciktin sonrada diyorum yok tam zamani belkide diyorum..Neden mi? Cunku; seninde benim yanimdaki yerin cok farkli oldugu icin olsa gerek ki samimiyetini yazilarinla goruyor ve hissediyorum..Ve iyiki dayanamamis bu ise baslamissin diyorum..
Ablacigim insallah bende kesintisiz bi sekilde yazmak adina gayret edicem:D Birazdan kisa bir tarif paylasimi daha:))
YanıtlaSil